Hasan Ali Toptaş – Kuşlar Yasına Gider

Kuşlar Yasına Gider, Hasan Ali Toptaş’ın yayınlanan son kitabı. Bir baba-oğul ilişkisini odağına alan kitap, bir çok konuya temas ediyor. Yalın bir dil ve akıcı bir üslupla yazılmış kitap Hasan Ali Toptaş’ın daha önce okumuş olduğum kitaplarıyla farklı bir üsluba sahip. İlk dönem kitapları olan Gölgesizler ve Bin Hüzünlü Haz kitaplarında daha iç içe geçmiş olaylar ve bunu besleyecek karmaşada bir anlatım varken bu kitap klasik dönem yapıtları benzeri bir üslup ile yazılmış. Kitabın içerisinde de farklı iki üslup var gibi bir hissiyata kapıldım. İlk bölümde ki anlatım uzatılmış cümleler, cümle yapısı, uzayan betimlemeler amatör bir dille yazılmış hissiyatı uyandırırken bir noktadan sonra bu anlatım yerini son derece güzel bir Türkçe ve sürükleyici bir anlatıma yer bırakıyor. Okurun duygu dünyasıyla kolayca ilişki kurabilecek baba-oğul ilişkisi ustaca anlatımla ilişki kurmanın çok ötesinde bir sahicilikle sunuluyor.

Aylarca tek satır yazmadığını ifade ederek başlar kitap. ” İçimdeki ses uzaklara çekilmişti.” Yazmaya çalışan anlatıcı telefon sesi ile yerinden kalkar ve olayın asıl mekanı olan kasabadan arayan annesi ile konuşmaya başlar. Bu konuşma ile birlikte anlatıcının babası olan Aziz Bey’in rahatsızlığını öğrenir ve kitap boyunca bu hastalık sürecini okuruz. Genel baba-oğul çekişmesini anlatan kitapların aksine iyi bir baba-oğul ilişkisi ve kahramanlarının bütününde gördüğümüz iyi insanlar sayesinde kitabın bir iyilik havası dağıttığını söyleyebiliriz. Kitapta içimizi ısıtacak bir çok olay yer alır : Babanın Gömü’den yavaş geçmelerinin sebebini anlatması, babanın oğluna sana da zaten aldatılmak yakışırdı dediği kız, anne ve baba arasında ki helalleşme, iki kardeşin gofret dağıtmaları, bir okurunun hastanede yazarın babasına çiçek getirmesi kısımları bunlardan bir kaçı.

Kitap da bir çok olay anlatılmaktadır. Akademik çalışmada yazarın aldatılması, ecel ve Azrail ile ilgili söylenenler, atın olay-karakterler üzerindeki etkisi. Bu olaylar içerisinde bazıları kurgu ile organ uyuşmazlığı yaşarcasına biraz olmamışlık hissi yaratsa bile kendi içerisinde iyi kurgulanmış olaylardır. Bu kitapla ilgili yazıyı türkülerden bahsetmeden bitirsem yazı eksik kalır. İsmini bir türküden alan kitapta yazar bir çok türkü ismi ve aşıktan bahseder. O türküleri yolculuklarında anlatıcı ve okur beraber dinler.

Kuşlar Yasına Gider de Kırmızı Pazartesi kitabı gibi okurun sonunu başlarında bildiği bir hikayeyi anlatır. Ancak anlatımda ki ustalık okuru olaya dahil eder ve bu sonunu bilme hali okuyucuyu kitaptan soğutmaz. Yazarın karakter inşası, mekan tasviri ve diyaloglarda ki sahiciliği bir filmi izler gibi ya da o ana tanık oluyor gibi canlı görünür gözümüze.

 

”Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor.”(syf.167)

” Kazansa da kaybetse de fark etmez, her iki sonuç da rahatlatır onu. Çünkü Hesap bu dünyada görülmüş olur. … Amacı her neyse, onu elde edebilmek için Allah’ı da aldattı yani o şahıs. Bu sebeple sen onu Allah’a havale et! En münasip zamanda, en isabetli silleyi Allah’tan başka kim vurabilir? … Demek seni gözünün içine baka baka aldattı ha, dedi bana dönerek yeniden; bir şey söyleyeyim mi, sana da zaten aldatılmak yakışırdı oğlum.” (syf.145)

“Velhasıl, acı biberdir el kapısı. ” s.222

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s