Jorge Luis Borges – Kum Kitabı

Kum Kitabı, Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in son öykü kitabıdır. 1899 -1986 yıllarında yaşayan yazar öykü, şiir, deneme türlerinde eserler kaleme almıştır. Yaşamı boyunca bir çok ülke’de bulunmuş, farklı mesleklerde çalışmış ve ömrünün bir kısmında görme yetisini kaybetmiş şekilde geçirir. Körlük ve kitap ilişkisi Cemil Meriç’i anımsatır bana. Borges körlüğü bir şiirinde şöyle anlatır:

” kimse yakınıp yerindiğimi sanmasın
bu lütfundan yüce tanrı’nın
bana ilahi bir şaka yaptı
kitabı ve körlüğü aynı anda bağışladı.”

1975 yılında yayımlanan Kum kitabı, 13 öyküden oluşmaktadır. Öykülerin dili post modernist bir şekilde ele alınmış olsa da konu yalın bir şekilde akıp gider. Öykülerinde gerçeküstülük ve fantastik öğeler yer alır. Kum Kitabı, Kongre, Öteki … gibi eserlerde konu gerçeküstüdür ancak anlatım konuyu gerçekçi bir hale bürümeye başlar. Bu teknikle başta gerçeküstü olan hikaye gerçekçi bir olaya dönüşüyor. Ayrıca bir çok öyküde okuyucuyla ve anlatıcının kendisiyle konuşması tarzında ifade yer alıyor. Çoğu zaman okuyucuyu hikayeye dahil etse de bazen olaya inanma noktasında bir kopukluğa sebep olabiliyor.   Kitapta yazarın kendi hayatından kısımlar da vardır. Özellikle öteki isimli öykü’de genç ve yaşlı Borges’in konuşması konu edinmiştir. Bu öyküde ihtiyar Borges genç Borges’e yaşayacaklarını anlatır.

“Yarım yüzyıl boşu boşuna geçmiyor, bizim gibi değişik şeyler okuyan ve değişik zevkleri olan kişiler arasında geçen bu konuşmadan sonra birbirimizi anlayamayacağımızın ayrımına vardım. Hem çok farklıydık birbirimizden, hem de çok benzer yanlarımız vardı. Her ikimiz de birbirimizi aldatamazdık, bu da söyleşimizi güçleştiriyordu. Her birimiz ötekinin karikatürleştirilmiş öyküntüsüydük. Durum, çok uzun süremeyecek denli anormaldi. Öğüt vermek de tartışmak da yararsızdı, çünkü onun kaçınılmaz yazgısı ben olmaktı.” (Öteki, Kum Kitabı)

Borges, yazarın notu kısmında kitaba ve yazma sebebine dair şunları söyler: ” Bütün bu öykülerden yalnızca birini seçmem gerekseydi, sanırım hem en otobiyografik(anılarla en zengin olan), hem de en düşsel olan Kongre‘yi seçerdim. Kum Kitabı’nı da çok sevdiğimi saklayamayacağım. Ayrıca bir aşk öyküsü, bir “paikolojik” öykü ve bir de Güney Amerika tarihinden dramatik bir olayın öyküsü var. … Kendim ve dostlarım için ve zamanın akışını yumuşatmak için yazıyorum.”

Bir kaç öyküden kısaca bahsedecek olursam;

Kitabın ilk öyküsü Öteki 1969 yılındaki ihtiyarlaşmış Borges’in 1918 yılındaki Borges’le konuşmasını konu edinir.

Ulrike ise bir müzede başlayan farklı ülkelerden iki insanın ilişkisinin başlangıcını anlatır.

Kongre, Dünya’daki toplumlardan herkesin temsil edildiği “Dünya Kongresi” isimli bir kongre gerçekleştirme çabası anlatılır. Ancak daha ilk adım olan hangi dilin konuşulacağı meselesinde anlaşılmazlık başlar.

Otuzlar Mezhebi öyküsü Milattan sonra dördüncü yüzyıldan kalma olduğu söylenen bir elyazmasını aktarır.

Ayna ve Maske, Bir kralın bir ozandan kendisini ölümsüzleştirilecek bir türkü yazmasını ve ozanın en son tek sözcükten oluşan şiiri okuması ve sonrasında kral ile ozanın çok etkilenmesi sonucunda ozanın kendisini hançerle öldürmesiyle sonlanır. “Güzelliği taşımak zordur..”

Son iki öykü disk ve kum kitabı ise bir giz’i saklar kendi içerisnde. Disk’te bir ihtiyarın elindeki parlayan şey’i,Disk’i, almak için onu baltayla sırtından öldüren adamın bir şey elde edememesi, Kum Kitabı’nda ise tüm emekli çeki ve Wiclif’in gotik harfleriyle yazılmış İncil’i karşında başı ve sonu olmayan Kum Kitabını satın alan bir adamın o kitaba dayanamaması ve elinde çıkarmak için Ulusal Kütüphane’ye gizlice sokup bir daha asla o sokaktan bile gidememesini anlatır. İkisi de son derece güzel öykülerdir.

” Benim geçmişimde insanlar kötülük düşünmezdi; yapımcısı tekrar tekrar söylüyor diye malın iyi olduğuna inanırlardı. ”

” Zaman beni sürükleyen bir nehir, ama nehir benim;
beni parçalayan bir kaplan, ama kaplan benim.
Beni tüketen bir ateş, ama ateş benim.
Evren, ne yazık ki, gerçek;
ben ne yazık ki, Borges’im .”

” Şiir gerçekten olmuş olanı değil de, bir özlemi dile getirdiğinde güzeldir.  ”

” Yıllar özümüzü değiştirmez –  özümüz varsa tabii-   ”

” Bir şeyi görmüş olmak için onu anlamak gerekir.  ”

” İnsan kaçınılmaz olarak düşmanına benzer “

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s