Dostoyevski – Suc ve Ceza

Raskolnikov, memlektinden gelen harçlığıyla eğitimini tamamlaya çalışan bir hukuk öğrencisidir. Dostoyevki’nin Raskolnikov’u hukuk öğrencisi olarak seçmesi bana ilginç geliyor. Çünkü eğitimi sonrasında  sisteme bir şekilde entegre olacak bir kişinin sistemi suçlayıp, gördüğü yanlışlıkları düzenlemeye çalışmak yerine kendince bazı yöntemlerle yanlış giden şeyleri çözmeye çalışmak ilginç bir psikoloji. Raskolnikov’a memleketteki annesi ve kız kardeşinden dört ay boyunca para gelmeyince emanet eşyalar karşılığı faizle para veren tefeciden para alır. Daha sonra bir çok kişinin bu tefeciden aynı şekilde para alması sonucu kendisi gibi perişan olduğu düşüncesiyle . Üstelik bu tefeci yoksul kardeşine de yardım etmemektedir. Raskolnikov eğer bu kadını öldürürse hem insanları zararlı bir insandan kurtarmış olacak hem de emanetlerini alacak belki yanında biraz da para alacaktır. Bu amaçla planını yapar ve baltayla kadını öldürerek amaçladığı planı işlemiştir. Ancak tam evden çıkmak üzereyken tefeci kadının zavallı herkes tarafından sevilen kızkardeşi Lizeveta içeri girer. Raskolnikov arkasında görgü tanığı bırakmamak için Lizaveta’yı da orada öldürür. Ve roman bundan sonra Raskolnikov’un vicdan kaynaklı kendini sorgulamaları üzerinden devam eder. Burada belirtmek istediğim dikkatimi çeken ikinci ilginç olay; Raskolnikov’un vicdan azabı çekmesinin sebebi tefecinin zavallı kardeşi  Lizevata’yı öldürmesidir. Oysa ki ortada iki ölü vardır. Her ne kadar tefeci kadın insanlar için bir parazit olsa da bir cinayete mağdur gitmesi Raskolnikov’da vicdan azabına sebep olmuyor. Burada Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunu Son Günü kitabında idam edilecek mahkumun kendine kızıp ‘kötü bile olsa hak ediyorsa bile bir insanın başka bir insanı öldürmesi yanlıştır’ savı aklıma geliyor ve bence de haklı bir yaklaşım. Daha sonra olaylar zinciri içerisine soruşturmayı yürüten polis şefi, Raskolnov’un kız kardeşi Dünya’nın yaşadığı olaylar ve -sözlüklerde araştırırken de gözlemlediğim kadarıyla herkesin dostluğunu sevdiği- Razumihin’in  arkadaşlığı üzerinden olaylar örgüsü çözülmeye çalışılyor. Raskolnikov cinayetten sonra vicdan azabından kaynaklı psikolojik sorunlar yaşar ve birilerine anlatmak ister ama kime anlatacağına karar veremez en yakın arkadaşı olan Razumikin’e anlatmayı denese de söyleyemez. Bu sırada bir meyhanede tanıştığı bir adamla(Marmeladov) konuşurken adamın Sonya adında bir kızı olduğunu ve kızının aileye bakmak için hayat kadınlığı yaptığından bahseder. Daha sonraki bölümlerde Raskolnikov bu sebeple Sonyaya  bir yakınlık duyduğunu ifade ediyor. Burada dikkatimi çeken bir nokta : Raskolnikov ve Sonya kitabın ana karakterleri ve ikisi de başkaları için kendilerini feda ediyor. Sonya ailesi için Raskolnikov ise başka insanları da düşünerek tefeci kadını öldürmeye karar veriyor. Marmeladov’un ölümü ile birlikte Raskolnikov Sonya ile daha çok konuşma fırsatı bulur ve polise teslim olmaya yakın Sonya’ya tüm gerçekleri anlatır.  Sonrasında Raskolnikov herkesin iyi olduğundan bahsetmesi ve Savcı’nın da kendisi hakkında iyi fikir belirtmesinden dolayı Sibirya’ya 8 yıl kürek cezası için gönderilir. Bu sürede Dünya Razumihinle evlenir, Raskolnikovun annesi ölür. Sonya ise Raskolnikov’u cezasını çekerken sürekli ziyaret etmektedir.  Üstelik cezaevinde kimse Raskolnikov’u sevmezken herkes Sonya’yı sevmektedir. Ve sonda derken sonu söylemek aklımdan geçti de o da okuyanlara sürpriz olsun. Eğer burada bahsetmezsem bu yazının eksik kalacağına inandığım bir kısım daha var ki bu da Raskolnikov’un bir dergiye yazdığı yazıdır. Polis Şefi Raskolnikov’u araştırırken  bu yazıyı bulmuş ve soruşturmayı da bu yazı ekseninde devam etmiştir. Yazı kitabın omurgasını oluşturan yapılardan biri olduğu için buraya o kısmı olduğu gibi ekliyorum. “Eğer anımsıyorsam, cinayetten önce ve sonra suçun psikolojisini analiz etmiştim.” “Evet, senin ileri sürdüğüne göre bir suçun işlenmesine hastalık eşlik eder. Çok çok ilginç ama… beni ilgilendiren senin makalenin bu yanı değil; beni daha çok ilgilendiren makalenin sonunda pek açıkça söylemediğin bir düşünceye göre cinayeti işleyen kimse, suçla ahlak arasında bir uçurum bırakma hakkına sahiptir, yasanın onlar için yapabileceği bir şey yoktur.”  Raskolnikov düşüncesinin abartılı bir şekilde ve bilerek çarpıtılmasına güler.  “Ne? Ne demek istiyorsun? Cinayet işleme hakkı mı? Çevrenin etkisi yüzünden değil mi?” Razumihin biraz telaşla sordu. “Hayır, tam olarak öyle değil” yanıtını verdi Porfiry. “Onun makalesinde tüm insanlar ‘sıradan’ insanlar ve ‘olağanüstü’ insanlar diye ikiye ayrılıyor. Sıradan insanlar, boyun eğerek yaşıyor, yasaları çiğneme hakkına sahip değiller, görmüyor musunuz, onlar sıradan insanlar. Oysa olağanüstü insanlar nasıl olsa cinayet işleme ve yasaları çiğneme hakkına sahipler. Eğer yanılmıyorsam, sizin görüşünüz böyle.”  “Benim ileri sürdüğüm tam olarak bu değildi,” diye sade bir şekilde yanıt vermeye başlar Raskolnikov. ( …) “Benim makalemin belirli olmadığını söylüyorsunuz. Elimden geldiği kadar açıklığa kavuşturmaya hazırım. Bunu benden istediğinizi düşünmekle haklı olabilirim. (…) Güzel, yasa yapımcıları ve toplumların önderleri, örneğin Lykurgus, Solon, Muhammed, Napolyon gibilerinin ve diğerlerin hepsi, istisnasız hepsi suçludurlar; bunlar yeni yasalar yapıyorlar, eskilerini çiğniyorlardı; halk bu yasaları atalarından teslim alıyor, kutsal sayıyordu; ama onların her biri kan dökmekten geri kalmadı, bu yasaları kendi yararlarına kullandı; -masum insanlar çoğu zaman yiğitçe savaşarak eski yasaları savundular. Gerçekte göze çarpan bir şey var; doğrusu bundan yararlanan çoğunluk ve toplumların önderleri bu korkunç kıyımın suçlusudur.”  “Sözün kısası, tüm büyük insanlar, söyleyecek bir sözü olan çoğunluktaki küçük insanlar bile doğaları gereği az çok suçludurlar.”

Alıntılara geçmeden önce kesinliğinden emin olmasam da Dostoyevki’yi dünyaya tanıtan eseri olan Suç ve Ceza’yı paraya ihtiyacı olduğu bir zamanda yazdığı, sayfa başı para alacağı için de sayfa sayısını çok tuttuğu söyleniyor.

“Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir…

birinci ihtimalde sen bir insansın. ikincisindeyse bir papağandan hiç farkın yoktur.

sen kimsin? insan mı?… papağan mı?”

“…Çalınacak şeyleri olanlar kapıyı kilitlerler. aslında ne kadar mutlu onlar biliyor musun? kimler? çalınacak bir şeyi olmayanlar.”

”Yalan güzeldir, yalanı herkes söyler, çünkü yalan insanı gerçeğe ulaştırır. kötü olan insanların kendi yalanlarına inanmasıdır.”

“…Nerdeyse tüm cinayetler istem eksikliğinden, çocukça davranış ve düşünce yetersizliğinden ileri geliyordu.”

Burada bulunmasının faydalı olacağını düşündüğüm bir linki buraya bırakıyorum. http://mavimelek.com/raskolnikov_suc-ve-ceza.htm

Advertisements

2 thoughts on “Dostoyevski – Suc ve Ceza

  1. Raskalnikov’un dergiye yazdığı yazıyı yeniden okumak için tüm kitapta o sayfayı aramış ama bulamamıştım. İnternet sayfalarında da bir tek burada bulabildim. çok teşekkürler.

  2. Raskalnikov’un dergiye yazdığı yazıyı yeniden okumak için tüm kitapta o sayfayı aramış ama bulamamıştım. İnternet sayfalarında da bir tek burada bulabildim. çok teşekkürler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s